Category

Genel

Bitrate Nedir?

Bitrate ne demektir?

Birçok kullanıcı video kalitesini kaliteyle hiç alakası olmayan değerlerle açıklar. CIF,2CF,4CIF veya D1 gibi: CIF ( Common Intermediate Format ) : Ardıl video sinyallerinin piksel cinsinden yatay ve dikey çözünürlüğünü tanımlamak için yapılmış bir standarttır. CIF tam çözünürlüğün çeyreğini ifade eder.
CIF : 352×288
4CIF : 704×576
D1 : 720×576

Bu çözünürlük değerleri resmin kalitesiyle ilgili bir bilgi sunmaz. 4CIF basit olarak 704 pikselin bir takım bilgiler ile 576 satıra doldurulması anlamına gelir. CIF ise 352 pikselin bir takım bilgiler ile 288 satırı dolduracağı anlamına gelir. Piksellerde olacak bilgi sayısı bitrate‘ i ifade eder. Boş pikseli daha az olan ve bilgiyle yüklenmiş CIF çözünürlüğündeki bir resim boş piksellere sahip bir 4CIF resimden daha kaliteli olacaktır.

Haberleşme ve bilgisayarda bitrate birim zamanda taşınan ve işlenen bit anlamına gelir. Dijital multimedyada bitrate sürekli ses ve sürekli video ortamlarının birim zamanda gösterilen kısmı olarak tanımlanır. bit per second ile veya türevi olarak megabit per second ile ölçülür. Bitrate mesafe/zamanı değil miktar/zamanı ölçer. Bu yüzden yayılım hızıyla karıştırılmamalıdır. Yayılma hızı taşıma ortamına bağlıdır ve fiziksel bir anlam taşır.

Dijital videoda bitrate birim zamanda kaydedilen taşınan bilgiyi veya detayı ifade eder. Bitrate birçok faktöre bağlıdır.

– Orjinal bilgi değişik frekanslarda örneklenebilir.

– Örnek değişik sayıda bit içerebilir.

– Bilgi farklı metodlar kullanılarak encode edilebilir.

– Bilgi dijital olarak farklı algoritmayla veya farklı derecelerde sıkıştırılabilir.

Yukarıdaki faktörlerin hepsi minimum bitrate’ te maksimum kalite sağlayarak en az kayıt alanı tüketip en kaliteli görüntüyü izlemek ve kaydetmeyi gerçekleştirmeye çalışır. Dijital videoda bitrate değerini azaltmak için kayıplı sıkıştırma kullanılır. Kayıplı sıkıştırma video veya ses dosyasının daha az kayıt alanı ve bant genişliği tüketmesi için bazı bilgilerin gözardı edilmesine dayanan bir sıkıştırma metottur.

4CIF olarak kaydedilmiş bir videoda belli başlı kodekler için aşağıdaki bitrateler kullanılmalıdır ki iyi bir resim kalitesi yakalansın

H.264AVC 1-2 Mbps

MPEG4(Part 2) 2-4 Mbps

MPEG2 3-6 Mbps

Bu bitratelere göre belli başlı kodeklerin sürekli kayıtta yaklaşık olarak tükettikleri alan

H.264AVC 0.5 – 1 GB per hour

MPEG4(Part 2) 1-2 GB per hour

MPEG2 3-6 Mbps 1.5 – 3 GB per hour

Yukarıda belirtilen tüketim önerilen bitrate değerlerinde, gerçek zamanlı ( 25 fps ) sürekli kayıtta karşılaşılan değerlerdir.

H.264AVC değişken bitrate ( VBR ) olarak tabir edilen bir teknoloji kullanır. Bu sayede ihtiyaca göre dinamik olarak bitrate değerini değiştirebilir. Örneğin PTZ kameralarda yüksek hızlı bir hareketlilik olduğunda iyi kalite için daha yüksek bitrate gerekir, hareketin az olduğu zamanlar ise daha az bitrate yeterli olacaktır. Bu nedenle VBR düşük bitrate’ te daha yüksek kaliteye ulaşır. HD kayıt süresi önemli ölçüde uzar. Eski nesil kodeklerde ise CBR yani sabit bitrate kulanılır. Bu yüzden görüntülenen alandaki hareketlerde istenilen verim alınamaz

Bitrate değerleri için https://support.google.com/youtube/answer/2853702?hl=tr adresini ziyaret etmenizi öneririm.

Kaynak: http://www.turksan.com/bitrate.html

72. Kapanış Konuşması

insan en az üç kişidir. Kendisi, olmak istediği kişi ve aradaki farkta yaşayan üçüncü. En sahicisi de bu üçüncüdür. Olmak istediğin kişiden kendini çıkardığında, aradaki farkta yaşayan kişidir en çok sana benzeyen. Ne kendin kadar huzursuz ne de olmak istediğin kişi kadar hayalidir o. Yine bu yüzden iki insanın birbirine âşık olması en az altı kişi arasında geçen bir hadisedir. Hangi kişiliğinin hangi kişiliğe, hangi parçanın hangi parçaya özlem duyduğunu çözemediğinde, içmeyi unuttuğun sigara parmaklarını yakana kadar karşı duvara bakarsın.Ve o zaman anlarsın hayatının uzun zamandır neden başka birinin hikâyesiymiş gibi gözükmeye başladığını. Sokak lambalarının ölgün ışıkları karanlık odalara vurduğunda, duvar saatinin tik taklarından başka ses yokken yanında, sanki bir tek sana açıklanmayan bir sır varmış gibi beklerken anlarsın aslında boşa beklediğini. Tünelde sana yol gösterecek rehberin, karanlıktan başka bir şey olmadığını anlarsın. Anne diye ağlayan çocukların aradığının çoğu zaman şefkatli bir baba olduğunu anlarsın. Çekip gitmek isterken görünmez bir elin seni nasıl durdurduğunu anlarsın.

Kırk yaşında ama altmış gösteren adamlara daha dikkatli bakarsın o zaman. Kahvelerin dışarıyı göstermeyen isli camlarına. Berduşlara ve kör kedilere bakarsın. Gözbebekleri kaymış esrarkeşlere. Suyun üstüne çıkmış ölü balıklara. Havada asılı gibi duran yırtıcı kuşlara daha dikkatli bakarsın.

Çabalarının sonuç vermediğini gören umutsuz insanların bakışlarıyla ancak o zaman buluşur bakışların. Bir yağmur çaktırmadan dindiğinde. Bir gün çenesi ağzının içine kaçmış dişsiz ihtiyarlardan birinin de sen olabileceğini bilirsin artık. Bir gece ansızın, yapayalnız ölmekten korkarken, cesedimi komşular mı bulacak yoksa sayım memurlarımı diye düşünürken hissedersin göğüs kafesinde her gün biraz daha büyüyen, kimsenin kapatamayacağı o boşluğu. Bir kokuya sarılma isteğini. Bir ömür gibi geçmiş zor, uzun günlerden sonra anlarsın ruhunu zehirleyen karmakarışık düşünceleri. Büyük heyecanlardan sonra çöken bitkinlikleri. Kimsenin bulutlara bakmadığı bir şehirde bir lafı döndürüp dolaştırmadan anlatmanın imkansızlığını. Belki de insanın ne anlatacağını bilemediğinde şair olduğunu anlarsın.

Gözyaşların kurumadan gülmeye başlarsın o zaman. Çünkü bilirsin ki seni artık kimse kandıramaz kolay kolay. Mutsuz insanları kandırmak zordur çünkü. Hayata her zaman kuşkulu gözlerle bakan, mutsuz insanları kandırmak, herkes bilir bunu, çok ayıptır çünkü.

|Emrah SERBES|

Muaviye, Ali ve deve hikâyesi

Bir gün Hz. Ali’nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe’den, bir Arap, devesiyle Şam’a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış:
– Ver o dişi deveyi bana! demiş. Tartışma büyümüş, Küfe’den gelen adam,“Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir” diye itiraz etmişse de anlaşamamışlar. Konu Muaviye’ye yansımış.
Halk meydanda toplanmış… Muaviye, Küfe’den gelenle Şam’da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra, kararını açıklamış:
– Bu dişi deve Şamlınındır!
Sonra toplananlara dönmüş ve sormuş:
– Ey cemaat, bu dişi deve kimindir?
Cemaat hep birlikte bağırmış:
– Şamlınındır!
Küfeli şaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, Muaviye onu yanına çağırmış:
– Ey Küfeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Küfe’ye dönünce gördüklerini Ali’ye anlat ve de ki: “Ey Ali, Muaviye’nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!”

IBM, insan beyninden ilham alan bir programlama dili geliştirdi

Teknolojinin inanılmayacak bir hızla geliştiği günümüzde, halen sırrı tam olarak çözülamemiş bir organımız mevcut. O da beyin. Bilim adamlarının yıllarca işleyişini çözmek için uğraştığı ve dünyanın en iyi süper bilgisayarlarının dahi simüle edemediği insan beyni pek çok fikre de ilham kaynağı oluyor.

2 yıl önce IBM, insan sinir yapısından ilham alan bir yonga geliştirdiğini duyurmuştu. Yonga, IBM’in insan beyni için kolay sayılan görevleri yapabilecek bir bilgisayar sistemi oluşturma projesi SyNAPSE kapsamında üretilmişti. IBM, geçen hafta bu yonga için uygulama tasarlamaya imkan tanıyacak yeni bir programlama mimarisi geliştirdiğini duyurdu.

Yonga için yeni bir programlama mimarisine ihtiyaç duyuluyor çünkü işleyişi günümüz yongalarından oldukça farklı ve hali hazırdaki FORTRAN tabanlı programlama dillerini kullanmak mümkün değil.

IBM’in zihinsel yongası nörosinaptik çekirdeklerdek oluşuyor. Bu çekirdekler beynimizdekine benzer şekilde işlemci görevi gören 256 nöron, bellek görevi gören 256 akson ve bu ikisi arasında iletişim kuran 64 000 sinapsis’den oluşuyor. IBM ileride 100 trilyon sinapsis taşıyacak zihinsel yongalar geliştirmeyi ümit ediyor.

Programlama dili corelet adı verilen ve bu nörosinaptik çekirdekleri temel alan bir yapı üzerine inşa ediliyor. Her corelet 256 çıktı ve 256 girdiye sahip. Bu girdi ve çıktılar çekirdekleri birbirine bağlıyor.

Sistemin çalışma şekli ise örneğin kalabalık içerisinde bir yüzü tanımak için bir corelet’in renkleri araştırması, bir corelet’in burun yapısını incelemesi, diğer corelet’in elmacık kemiğini araması şeklinde yavaş ancak paralel olarak çok sayıda işlem yapılıyor.

Gelecekte bu yongaları kullanan zihinsel bilgisayarlar geliştirildiğinde desen tanıma, büyk veri analizi gibi şu anki bilgisayarların çok iyi olmadığı alanlarda kullanılabilecek. Zira insan beyninin karmaşık olaylarda kullandığı çözüm metotlarının bilişim alanına da aktarılabileceği düşünülüyor.

Ancak bu yongalar şu anki bilgisayarların çok iyi olduğu konularda iyi değil. Bu bakımdan SyNAPSE programında hem zihinsel bilgisayarların hem de standart bilgisayarların melez olarak kullanılması öngörülüyor.

Orjinal Kaynak: http://www.forbes.com/sites/alexknapp/2013/08/08/ibm-develops-programming-language-inspired-by-the-human-brain

http://www.donanimhaber.com/diger-yazilim/haberleri/iBM-insan-beyninden-ilham-alan-bir-programlama-dili-gelistirdi.htm

Tredaş SAP ISU Projesi

Merhabalar;

SAP dünyasında 6. yılımın içerisindeyim 3.ocakta iş başı yaptığım TREDAŞ A.Ş Şirketinde benim için 4. su olacak olan SAP ISU Projesi hakkında ufak notlarımı buradan paylaşmayı planlıyorum.

SAP ISU Projesi şimdiden Şirketime ve anlaşma sağlanan GoLive Bilişim Hizmetlerine hayırlı olsun.

iyi çalışmalar.